Şubat 2013
2 gönderi
Ocak 2013
1 gönderi
burusvilis: Uzak →
burusvilis:
İki nokta arasındaki en kısa yola ‘doğru’ denmesinin hata olduğunu gösteren şey benim sana olan yakınlığımla senin bana uzaklığının aynı olmamasıydı. Bir ara eğri büğrü ama yine de doğruydu ama hiç ‘dosdoğru’ değildi. Burnum gibiydi aynı. Eğri ama öyle olması normalmiş, doğruymuş gibi. Burnumu da…
Aralık 2012
1 gönderi
bir istasyondayım treni kaçıracağımı bile bile bekliyorum. Kar yağsın ve ense kökümden bir kedinin pençeleri sırtıma doğru uzansın, yırtarak derimi. Hangi sıcaklıkla akarsa aksın damlalar sırtımdan. Uykuya dalalım sen gidene kadar.. Nasılolsa ikimiz de kar yağsın istiyoruz. Yağmur benim de işime geliyor arasıra sorun yok. Kaplumbağalar içimizde. yavaş yavaş içine çekiyorsun beni.
Kasım 2012
2 gönderi
Ağustos 2012
1 gönderi
gölge
Yüz aynasını masanın üzerine koyup, suratımı köpürtmeye başladım. Elim titriyordu. İyice köpürünceye dek fırçayı yüzümün her yerine sürmeye devam ettim. Gözlerimi açtığımda, aynaya baktım, görüntüm gidip geliyordu. Titreyen elimle ayna’nın yanında duran usturaya uzandım. Yüzümü hafifçe sola çevirip yandan aynaya baktım ve gözlerimi kapadım, usturayı kaşıma doğru sürttürerek birkaç tekrarda...
Temmuz 2012
1 gönderi
yağmur yağdı
Ayakkabılarım ıslanmasın diye çıkmıyorum bu gece dışarı. Olaylar gelişsin istiyorum çoğu zaman fakat beklediğim güneşin batıdan doğuşu gibi birşey. Ama buna rağmen doğuda batılı, batıda doğulu olduğumun farkındayım da. Güneşin bataklıkları kuruttuğu doğru hiç bataklık göremedim. Sana kızgınım, sana da ve sana da. Elveda mı daha güçlü yoksa hoşçakal mı ? Ve yaşım gereği kaz ayağı denen tabiri...
Haziran 2012
1 gönderi
Mayıs 2012
4 gönderi
Nisan 2012
1 gönderi
Şubat 2012
3 gönderi
yokuş yukarı
90’lı yılların içindeydik. Bilecik, Çilek sokak’taydık her yaz tatili olduğu gibi dedemlere gelmiştik kardeşimle. Yaz’ı en net hatırladığım zamanlardı. Mahalleden arkadaşlarla sabah çıkıp gece ezan okunana kadar oyun oynardık. Ben, ikizim, kuzenim, Murat, Bora. Acıktıkça balkondan domates penir ekmek takviyeli güzel günlerdi.
Pazartesi günleri Bilecik’te pazar kurulur. O...
Ocak 2012
4 gönderi
çünkü
canım sıkılınca yürürüm, sarhoşken yürürüm, ayıkken yürürüm, mutluyken yürürüm, üzgünken yürürüm, konser varsa yürüyerek giderim, işim varsa hele illa ki yürürüm.
bir yazarın yazabilmesi için sigara içmesi gerekir mi? ya da sarhoş olabilmek için içmek mi gerekir? uykusuz kalmayı marifet saydım. past perfect tens’i ilk zamanlar hep karıştırdım hatta kullanım alanını hayatım içinde bulamadım....
Aralık 2011
1 gönderi
Kasım 2011
4 gönderi
Film afişlerindeki benzerlikler
1. Filmde Hayvan ve Doğa teması varsa;
2. Macera/Aksiyon ise;
3. Amaç kaçıp hayatını kurtarmaksa;
4. Umuda yolculuk varsa;
5. Aşk ve Komedi barındırıyorsa;
6. Gençlik Komedisi ise;
Ekim 2011
1 gönderi
Eylül 2011
1 gönderi
insepşın
tartışmada kısa bir ara verilsede içecek birşeyler söylesem diye bekliyordu adam gözü bir yandan da masaların arasında iş olsun diye gezen garsondaydı.iş olsun diye geziyordu çünkü hava zaten yeterince sıcaktı ve bütün o kalabalık pazar günü saatin öğlen 2sinde saçma sapan sebeplerden dolayı gelip o mekana oturmuşlardı.garsonun yüzünden içinden bildiği bütün küfürleri ettiği apaçık ortadaydı.
...
Haziran 2011
1 gönderi
orman hakan
yaşarken ölmek ki zaten başka bir ihtimal yoktur.
ölümü bu derece güçlü kılan özelliğide bu olsa gerek. yaşayan birini öldürebilmesi. onu daha da heybetli hale getiren şey, genç yaşta biriyle bütünleşip, hele de sanatçıysa ölen iki kat heybetli hale gelir.bütün her şey biter gibi görünür. düğmeyi odadan çıkarken birinin kapatması. lamba söner veya muma kuvvetlice üfler biri.merakların,umutların,...
Mayıs 2011
1 gönderi
Nisan 2011
7 gönderi
Mart 2011
5 gönderi
tam şuan
tam şimdi saat 08.30 erkin koray dinlerken öbür tarafta evinde hazırlanmış belki işine gitmek için yola koyulanlar var.belki de daha önceden evden ayrılanlar yola düşenler.
peki asıl meseleye gelelim hangimiz asıl dişe dokunur işi yapıyoruz?
Türkiye →
Murat Menteş’in kaleminden şahane içten.
Şubat 2011
8 gönderi
soğuktu
edirne.2003 kışı.
kışın, karamsarlık ve huysuzluk barındırmaz mı?akşam yemeği yedikten sonra edirnenin kışına inat bir şekilde-içimdeki huzursuzluktan olduğunu hatırlıyorum-kendimi dışarı atmıştım.evde babam,birader ve ben yalan yanlış bir yemek yemiştik. içimdeki sıkıntı o kadar büyüyorduki evde durmak gelmiyordu içimden.o pis soğuğa rağmen 2 numaralı minibüse bindim ve efot’a gittim.
...
Özür dilemek sizin haksız olduğunuz, karşı tarafın haklı olduğu manasına gelmez....
– Sigmund Freud (via semazem)
chris cunningham →
bazen oluyo
Yanlış hatırlamıyorsam bundan 5 yıl önce yaz zamanlarıydı.Nerden çıktı şimdi yaz derseniz doğru söyleyeceksiniz.Aklıma geldi, aslında bazen oluyor ya öyle her şey zincirleme bir şekilde insanın aklına gelir.Tatlar,kokular sonrasında görüntüler birbirini çağrıştırıyor işte.Biraderle Eskişehirden kalktık gece 00.00 tamda saatin boşlukta olduğu ara Ayvalık otobüsüne bindik.Yolculuğa dair hiçbirşey...
Biutiful
Filme girmeden önce, 138 dk olmasının verdiği soru işaretleriyle girdim filme fakat başladıktan sonra-ki bu arada Javier Bardem hastalığım yoktur ve bu hastalık bu aralar kadınlarda ortaya çıkıyor- film resmen aktı gitti. J.Bardem bana kalırsa şimdiye kadar izlediğim karakterleri arasında en başarılı atmosfere sahip o karakterin ruh hali içine fazlasıyla girmiş.Spoiler vermemek adına çokta...