90’lı yılların içindeydik. Bilecik, Çilek sokak’taydık her yaz tatili olduğu gibi dedemlere gelmiştik kardeşimle. Yaz’ı en net hatırladığım zamanlardı. Mahalleden arkadaşlarla sabah çıkıp gece ezan okunana kadar oyun oynardık. Ben, ikizim, kuzenim, Murat, Bora. Acıktıkça balkondan domates penir ekmek takviyeli güzel günlerdi.
Pazartesi günleri Bilecik’te pazar kurulur. O yaz, mahalledeki bütün arkadaşlarımızla oyuncak kamyon almıştık. Ev yokuş yukarı bir sokağa baktığından kendimize, yeni bir oyun bulmuştuk. Hepimiz sokağın en üst kısmına geçip sıralanarak kamyonlarımızın kasalarını taşlarla doldurup aşağı doğru bırakıp yarış yapardık. Kimin kamyonu devrilmeden birinci gelirse o kazanırdı. Hatta kamyonlarımızın tekerlerinin aşındığını gördükçe içten içe mutlu olduğumu hatırlarım. Bora futbola yeteneği olan yine maçlarda genellikle forvette oynayan bir arkadaştı. Murat ise sapsarı saçları, gürbüz denebilecek bir çocuktu. Kamyonların sesinden olsa gerek dedem artık gürültüye dayanamadığından, nakliye işi çok uzun sürmedi. Zaman zaman her çocuk gibi futbol oynardık tabi yine yokuş yukarıydı oyunlarımız Çilek sokak yüzünden. Gece bazen oyunun zamanını o kadar abartırdık ki ezan okunduktan sonra geldiğimizde kalayı yerdik dedemden.
O yaz Bora, başka bir arkadaşıyla birlikte eve yakın olan bir gölet’e gitmişti. Hiçbirimizin bundan haberi yoktu ki olsa bile değişen çok fazla bir şey olamayacağı belliydi. İki kişi gittikleri gölette Borayla diğer arkadaşı serinlemek için suya girmeye karar vermişler. Bora sıcağın etkisinden mi yoksa yine kendini toprak sahada mı sandığındandır bilinmez kıyıdan uzaklaşmış. Kötü haberi geldiğinde çoktan göletin tepesinde helikopter ve balık adamları o bulanık suyun içinde arkadaşımızı arıyorlardı. Cesedini hiçbirimiz göremedik ama ailesinin halini görmüştüm ve bu bana yetmişti. Boranın sesini halen hatırlarım..
Aradan yıllar geçtikten sonra, mahallenin eski tadı kalmadığından. Ben ve ikizim okuyorduk. Kuzenimle de görüşüyorduk fakat Muratlar mahalleden taşındığından bağımız kopmuştu. Görüşemez olmuştuk kısacası.
Evde telefon çaldı, Annem biriyle konuşuyordu. Telefon kapandı. Annem yüzüme baktı ve “Murat kendini asmış oğlum” dedi. Şimdi daha net anlılıyorum. Yokuş yukarı kamyonları bırakıp her seferinde yukarı çıkarken neden o kadar zorlandığımızı..



